Hayat

Yarın Çok Geç Olabilir!

By  | 

Her şey zamanında güzel. Zamanı geçtikten sonra yapılanların anlamı yok. Çoğu zaman bir işin zamanında yapılmayıp geciktirilmesi, o işi hiç yapmamak anlamına geliyor. Zamanında eda edilemeyen bazı ibadetlerin ‘kaza’sı olsa bile, kaçırılıp geçirilen hayatın kazası yok.

Âhireti inkâr edip orada hesap vereceği şuuruyla yaşamayan bir kimsenin ölüm sonrası yakarışı resmedilir Kur’ân’da: “Ya Rabbî! Ne olur beni dünyaya geri gönderin de zayi ettiğim ömrümü telafi edip yararlı işler yapayım.” (Mü’minûn, 99-100) Artık vakit geçmiştir ve onun bu talebi elbette dikkate alınmaz. Zamanında yapması gerekeni yapmadığı için onun bu sözüne: “Hayır, hayır! Bu onun, öylesine söylediği bir sözdür.” karşılığı verilir.

BUGÜNÜN İŞİNİ YARINA BIRAKMA!

Allah rızasını kazanmak için yapılacak hayırlı ameller sonraya bırakılırsa, ömür sınırlı olduğundan bunları yapacak zaman kalmayabilir. Uygulama konusunda bazı sıkıntılarımız olsa bile hepimizin dilinde dolaşan bir söz vardır: Bugünün işini yarına bırakma!

Kur’ân-ı Kerimde, dünyanın hakkını vermemiş, ahireti kazanmak için yapması gerekenleri ya hiç düşünmemiş veya bu konuda “tembellik” yaparak sonraya ertelemiş yahut da tam aksine yaptığı haksızlık ve zulümlerin cezasız kalacağını düşünmüş kimselerin durumu, âhiret sahnelerinden biri olarak nazara verilir:

“Onlar orada bir yardım bulmak ümidiyle ‘Ey Yüce Rabbimiz! Ne olur, çıkar bizi buradan, dünyaya geri gönder de, daha önce yaptıklarımızın aksine; bambaşka, güzel ve makbul işler yapalım!’ diye feryad’u figan ederler. Fakat onlara şöyle cevap verilir: ‘Biz, size, bir kimsenin ibret alıp gerçeği görecek kadar düşünebileceği bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmiş, sizi uyarmıştı. Öyleyse yaptığınız kötülüklere karşılık tadın azabı! Zira artık burada zâlimleri kurtaracak hiçbir kimse, hiçbir merci yoktur!” (Fâtır sûresi, 37)

Evet, her şey zamanında güzel, giden hiçbir dakika geri gelmediği gibi, er-geç ecel geldiğinde -ömrünü güzel değerlendirip salih amel işleyenler dışında- herkesin hesabı tamamen kapanıyor.

Allah Resûlü’ne (aleyhisselam) atfedilen hikmetli söz incilerinden birinde, İbn-i Abbas’tan (r.a.) naklen “Heleke’l-müsevvifûn” buyurulmuştur. İşlerini zamanında yapmayarak sonraya bırakanlar, her şey için “sonra bakarız” diyenler, her işlerini erteleyenler helak olmuştur, helak olmaya açıktır.” (Ebul-Leys es-Semerkandî, Tenbihul gafilin bi ehadisi seyyidil enbiyai vel murselin, s.114)

Mehmet Akif bu hadisi şiir diliyle şöyle tercüme eder:
Müsevvifler için dünyada mahvolmak tabî’idir
Bu bir kânûn-i fıtrattır ki yok te’vîli: Kat’îdir.

VAKTİNDE BASILMAYAN FREN!

Bu hadis bize öncelikle kusur ve günahlara karşı yapılması gereken tövbeyi geciktirmemeyi tavsiye etse bile hayatta sonraya bırakılan işlerin zararını insan bizzat kendisi çektiği izahtan varestedir. Herkesin çok iyi bildiği bir gerçek vardır ki, her meselede işlerini erteleyip “sonra bakarız” diyenler genellikle başarısız oluyor, çoğu zaman da sonraya bıraktıkları işlerini halledemiyorlar…

Evet, vaktinde çevrilmeyen bir direksiyon, kazaya hatta yaralanma ve ölümlere sebep oluyor.

Vaktinde basılmayan fren, hızınıza göre bir facianın başlangıç noktası olabilir. “Ben hiçbir şey yapmadım.” diye savunma yapma imkânınız da olmaz. Zira insan yaptıklarından sorumlu olduğu gibi, yapması gerektiği halde zamanında yapmadıklarından da mesuldür.

Zamanında çalışılmayan ders, sınavlarda kırık not ve derslerde başarısızlık demektir.

Haksızlıklara karşı zamanında sessiz kalmak, baskı ve zulüm ortamı bittiğinde mahcubiyet ve eziklik manasına gelir.

Hak dostlarından biri ne hoş söyler:

Gafil insan, hayır adına yapması gerekenler için ‘Bu gün biraz işim var; yarın başlarım’ der. Bu silsile şeklinde devam eder ve insan kendini aldatıp durur. O gafil hiç düşünmez ki bugün, dünün yarınıdır. Bugün iyilik adına bir şey yapmadı ki, yarın onu tekrar yapsın!”



Yorum Yapabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir