Genel

Efendimiz Ramazan’ı nasıl yaşardı, nelere önem verirdi?

By  | 

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) Ramazan sevincini iki ay öncesinden yaşamaya başlıyordu. Ayrıca ashabını Ramazan’a hazırlıyor ve gelecek ayın ne kadar önemli bir misafir olduğunu hatırlatarak gönülleri Ramazan’ı iştiyakla karşılamaya hazırlıyordu.

Ramazan orucu Hicret’in ikinci senesinde farz kılınmış, dolayısıyla Allah Resûlü mübarek hayatı boyunca dokuz Ramazan yaşamıştı. Peki, Efendiler Efendisi (sas) Ramazanlarını nasıl yaşamıştı? Gelin hep beraber ona bakalım.

Efendimiz (sas), “Sahur yemeği berekete sebeptir. Bir yudum su içmekle de olsa sahuru terk etmeyin. Çünkü sahuru yapanlara Allah rahmet etmekte ve melekler de istiğfarda bulunmaktadır.” (Umdetu’l-Kârî 8/70) buyurarak sahura kalkılmasını teşvik ediyordu.

İFTAR GİBİ SAHURA DA DAVET EDİYORDU
Peygamber Efendimiz’in (sas) ikramı iftarla sınırlı değildi. Sahurda da misafir kabul ederdi. Efendiler Efendisi (sas), sahur vaktinde hem sahurun, hem de misafir ağırlamanın getireceği berekete talip oluyor, ümmetine bu konuda da rehberlik yapıyordu. Evine veya Mescid-i Nebevi’ye gelen misafirlerine sahurda ikramlarda bulunuyor, gecesini de sahabilerle paylaşıyordu.

EFENDİMİZ’İN (sas) İFTARLARI NASILDI?
Efendimiz (sas), iftarda ikram etmeye büyük bir kıymet veriyordu. Peygamberimiz (sas), “Bir kimse Ramazan ayında bir oruçluya iftar verirse, günahları af olur. Cenab-ı Hak onu cehennem ateşinden azat eder. Davet ettiği oruçlunun sevabı kadar ona da sevap verilir.” buyurunca, Ashab-ı Kiram dediler ki, “Ya Resulallah! Her birimiz bir oruçluya iftar ettirecek kadar zengin değiliz.” Bunun üzerine Allah Rasulü (sas) şöyle buyurdu: “Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilecektir. Bu ayda bir oruçluya su veren kimse kıyamet günü susuz kalmayacaktır.” (Tirmizî, Savm 10)

Efendimiz (sas), “Ey İnsanlar! Sofra­nız herkese açık olsun, çokça ikram edin. Böylece selametle Cennet’e girersiniz!” (İbn Mâce, Et’ime 1) buyurmuşlardır. Buradaki, “sofranız herkese açık olsun” ifadesiyle, zengin-fakir, mü’min-müşrik vb. ayrımlar yapılmamış ve sofraya herkesin davet edilmesi tavsiye edilmiştir. Bu açıdan öncelikle oruçlular olmak üzere, farklı din mensuplarına ikramda bulunmak da bu sözün muhtevasına dâhildir.

İFTAR VAKİTLERİ TAM BİR DUA SAATİYDİ
İftar vakti duaların kabule en yakın olduğu önemli anlardan birisidir. Zamanın her dilimini dualarıyla daha da nurlandıran Allah Resûlü (sas), iftar anında da çeşitli dualar ederdi: “Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttuk ve rızkınla iftar ettik. Orucumuzu kabul buyur. Muhakkak Sen her şeyi işitensin, bilensin.” (Dârakutnî, Sünen 2/185)
Bizler de dünyanın her yanındaki mazlum kardeşlerimizin zulümden kurtulması, Ümmeti Muhammed’in selamete kavuşması adına iftar vakitlerinde bolca dua edebiliriz.

RAMAZAN GECELERİNİ İHYA EDERDİ
Peygamber Efendimiz (sas), Ramazan gecelerini hep ibadet ve dualarla geçirirdi. Yatsı ve teravih namazından sonra bir süre istirahat buyurur sonra uyanır, namaz, zikir, istiğfar ve dua ile hemhal olurdu. Ramazan ayının son on günü girince de ibadetlerini daha da yoğunlaştırır, ailesini de ihmal etmez, onlarla birlikte ibadet ederdi.

KUR’AN’A AYRI BİR ÖNEM VERİRDİ
Efendimiz (sas), Ramazan’da Kur’an’a ayrı bir önem veriyordu. Çünkü Ramazan, Kur’an’ın doğum ayıdır. Kur’an vahyinin doğum günü olan Kadir Gecesi, Ramazan ayının içinde bir gecedir. Bu hakikat ayet-i kerimede şöyle ifade buyurulur: “Ramazan ayı ki insanlara yol gösterici, hidayeti, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edip açıklayıcı olan Kur’an o ayda indirilmiştir.” (Bakara Sûresi, 2/185)

EFENDİMİZ (sas), CEBRAİL (as) İLE KUR’AN’I MUKABELE EDİYORDU
Allah Resulü (sas), Ramazan gecelerini Kur’an tilâveti ile geçirirdi. Ona Kur’an müzakerelerinde Cebrail aleyhisselam arkadaşlık ederdi.

Kur’an’ın Allah tarafından indirildiği şekilde muhafazası, ayet ve surelerin tertibinin doğru olarak tespiti ve bunun kontrolü için Cebrail (as), Ramazan ayının her gecesinde, Efendimiz’in (sas) yanına gelirdi. Allah Resulü (sas), Kur’an ayetlerini Hazreti Cebrail’e okurdu ki buna ‘arz’ denir. Aynı ayetleri mukayese için bir de Hz. Cebrail okurdu ki buna da ‘mukabele’ denir.

Müminler de hem o mukaddes hatıraya saygının bir tezahürü, hem de bu ayda Kur’an okumanın kat kat mükâfatlandırılacağının müjdelenmesi sebebiyle Ramazan boyunca camilerde ve evlerimizde “mukabele” okumayı ve hatimler yapmayı güzel bir adet hâline getirmişlerdir.

EFENDİMİZ (sas) HER RAMAZAN İ’TİKAF’A GİRİYORDU
İtikâf, Ramazan’ın son on günü, camide veya başka bir ibadet mahallinde, inzivaya çekilerek devamlı ibadetle meşgul olma halidir.

Her yıl Ramazan’ın son on gününde itikâfa çekilen Efendimiz (sas), sahabeyi de teşvik ederdi. Konuyla ilgili hadislerden biri şöyledir: “Ramazan’ın son on günü girince, Resulullah geceleri ibadetle geçirirdi. Ailesini de ibadet etmeleri için uyandırırdı. İbadet için diğer zamanlardan daha fazla gayret gösterirdi.” (Buhari, İtikâf, 1, 6)

Esasında her müminin hayatın anlam ve gayesini tefekkür etmeye ihtiyacı vardır. Fakat günlük meşgaleler içinde insan çoğu zaman dünyaya gönderiliş gayesini unutur. Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan’ın son on gününde yapılacak olan itikâf, bu tefekkür için iyi bir fırsattır. Ayrıca Kur’an’ın ifadesiyle bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin de Ramazan’ın son on günü içinde gizli olması itikâfın önemini daha da artırır.

EFENDİMİZ (sas) VERMEYİ RAMAZAN’DA ZİYADELEŞTİRİRDİ
Her zaman cömert davranan Allah Resûlü (sas), Ramazan’ın gel­mesiyle vermeyi daha da artırırdı. İbn Abbas’ın ifadesiyle, “Bilhassa Ramazan’da, Cebrâil aleyhisselâmla buluştuğu zaman cömertliği daha da artardı…” (Buhârî, Bedü’l-Vahy 5, Savm 7) Yani elinde-avucunda ne varsa her şeyi infak ederdi.

Efendimiz (sas), “Ramazan ayında verilen sa­daka daha faziletlidir.” (Tirmizî, Zekât 28) buyurarak insanları özellikle bu ayda, zekât, sadaka ve fıtır sadakalarıyla, daha da infaka teş­vik ediyordu.

FİTRE NEDİR?
Fitre, yaşayan her insan için verilen bir yaratılış şükrü ve baş göz sadakasıdır. Bu sebeple aile reisi, ailedeki her bir fert adına fitre vermekle sorumludur.

Peki, fitrenin miktarı ne kadar olmalı?
En alt sınır olarak, 1 günlük yemek parasıdır. Fitre verecek insan, kendisi bir gün boyunca ne kadar parayla karnını doyuracaksa o miktarı, vereceği fitre olarak belirlemeli. En az o miktardan, ya da daha yukarısından ailedeki fert başına vermelidir.

RAMAZAN’A HAS BİR NAMAZ: TERAVİH
Ramazan ayının önemli bir şiârı da teravih namazıdır. Ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra 20 rekât olarak kılınan teravih namazını kılmak ‘sünnet-i müekkede’dir. (Peygamberimizin (sas) sürekli yerine getirdiği, farz ve vacip olmayan ibadetler) Efendimiz (sas), Ramazan ayının gündüzlerini oruç ile gecelerini ise namaz ile bereketlendirirdi. Bu manaya açıkça işaret edilen bir hadis-i şerifte Allah Resulü şöyle buyurur: “Allah, Ramazan ayında oruç tutmanızı farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerinde teravih namazı kılmanızı sünnet kıldım. Kim, inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ihlâsla oruç tutar ve teravih namazı kılarsa, annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından temiz hâle gelir.” (Nesâî, Sıyâm 40)

Advertisement







Yorum Yapabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir