Dini Bilgiler

Can Sıkıntısından Nasıl Kurtulurum?

By  | 

İç sıkıntısı; işlenen bir günahtan, kırılan bir kalpten, yerine getirilmeyen bir ibadetten meydana gelebileceği gibi, dünyevi bir sebepten de olabilir. Bunun ilacı olarak kişi, tövbe etmez, özür dilemez veya ibadete yönelmezse, insanın gönül dünyasında bu sıkıntının lekesi kalır. Gönülde böylesi bir leke oluşturan günah, bünyeye musallat olmuş bir virüs gibidir; er-geç kendini can sıkıntısı ve bunalım olarak hissettirir.

Efendimiz (sas) bu hakikati şu enfes ifadelerle dile getiriyor: “Kul bir hata yaptığı zaman kalbinde siyah bir iz meydana gelir. Eğer kişi, o hatadan kendisini uzaklaştırır, af talep eder ve tövbede bulunursa onun kalbi cilalanarak leke silinir. Aynı günahı işlemeye devam ederse, kalpteki leke artırılır.”

  • Can Sıkıntısı Nasıl Giderilir?
  • Can Sıkıntısını Gidermek İçin Ne Yapılır?
  • Canımız Neden Sıkılır?

Bazen gazetelerde insanın tüylerini ürperten resimler görürüz. Çoğunlukla Kuzey Afrikalı fakir ve perişan insanların resimleri… Her biri sanki canlı birer iskelet… Kemiklerle etler arasında nerdeyse mesâfe kalmamış. Bu halleriyle bize olanca güçleriyle haykırırlar: “Biz açız bize yardım elinizi uzatın!” diye…

İlk önce kendimizi tanımalıyız. Nelerden hoşlanıyoruz, bizi mutlu edecek şeyler neler, neden mutsuzum sorularına cevaplar bulmalıyız. Daha sonra bizi sıkıntıya ya da bunalıma sokan bu şeyleri hayatımızdan uzaklaştırmaya çalışmalıyız. Kendimize yeni hobiler edinmeli sosyal bir insan olma yolunda adım atmalıyız. Çağımızda artık sosyalleşme daha çok sanal dünya ile sağlanıyor. Okul, iş vs gibi arkadaşlıkların yanında artık internetten edindiğimiz arkadaş sayımız da bir hayli fazla. Tabi internetten arkadaş nasıl bulunur, nelere dikkat edilmelidir, bunları da gözardı etmemelisiniz. Bununla ilgili buradaki yazımızı da okuyabilirsiniz. Sanal dünyadaki arkadaşlıklarından faydalanabilirsiniz, ama sizi iyi yönde geliştirecek olmasına dikkat edin. Yazı yazmayı deneyin. Aklınıza gelen şeyleri, sıkıntılarınızı, sevinçlerinizi yazabilirsiniz. Ve hatta bunlarla ilgili bir kişisel blog sahibi de olabilirsiniz. Ben düşündüklerimi ve hissettiklerimi yayınlamam diyorsanız, kendinize saklayabilirsiniz elbette ancak şöyle bir gerçek vardır ki; yazmak insanı her zaman rahatlatır. Sanki en yakın dostunuzla konuşur gibi, içinizi dökebilirsiniz.
Fotoğraf çekmeyi öğrenebilirsiniz yada bu yolda kendinizi geliştirebilirsiniz. Resim yapmak, doğa yürüyüşlerine katılmak da sizin için hem geliştirici hem de güzel dostluklar oluşturmanıza yardımcı olabilir.

Bütün bunların yanında en önemlisi, kendi değerinizin farkında olmanız gerekir. Hayatın boşluğuna düşerek herşeyden vazgeçmek yerine, kendinize güvenerek, ilk önce kendiniz için çabalamanız gerektiğinin bilincinde olmalısınız.

Sıkıntılar Nasıl Gider?

Zaman zaman insanın hiçbir şeyden zevk alamadığı, hiçbir faaliyette bulunmak istemediği, hayatın güzel yönlerini göremediği, can sıkıntılı zamanları olur. Böyle anlarda büyük bir bunalıma düşeriz, eğer bu durumdan kurtulamazsak ruh sağlığımız tehlikeye girebilir. Bunu önlemek için hayattaki ufak detayları yakalamayı bilmemiz gerekir.

Bazen gazetelerde insanın tüylerini ürperten resimler görürüz. Çoğunlukla Kuzey Afrikalı fakir ve perişan insanların resimleri… Her biri sanki canlı birer iskelet… Kemiklerle etler arasında nerdeyse mesâfe kalmamış. Bu halleriyle bize olanca güçleriyle haykırırlar: “Biz açız bize yardım elinizi uzatın!” diye…

İşte maddî açlık insanı böyle perişan böyle zayıf böyle güçsüz ediyor… Beride maddî problemleri yok denecek kadar az ama kendilerini eğlenceyle sefahatleiçkiyle yahut uyuşturucuyla avutmak isteyen huzursuz kalabalıklar. Bunların dertleri öncekilerinden daha ileridir.

Ruh beden ülkesinin sultanıdır. Açlıktan kıvranan insanlarda hizmetçi zayıf düşmüştür huzursuz insanlarda ise sultan perişandır. Birincilere her insaf ve vicdan sahibi acır merhamet eder. İkincileri ise herkes kınar herkes onlara düşman kesilir. Halbuki asıl acınmaya el uzatılmaya muhtaç olanlar bunlardır… Çünkü bunlar hem hastadırlar hem de ilâç düşmanıdırlar. Bunlara karşı tedavi ehlinin çok şefkatli ve çok sabırlı olması gerekir.

“Fâsıklara ancak ârifler acır.” Abdulkadir Geylâni (ks.)

Bugün huzur ve saadet arayanlar sadece bu insanlar değildir. Hemen herkes bu dertten bir iz taşımaktadır. Öyle ise biz öncelikle kendi nefsimize bir şeyler söylemeye çalışalım:

Neden yer yer ruhî sıkıntılara giriyor sabırsızlanıyor ve bir şeyler yapamamanın ıstırabıyla ruhumuzu kıvrandırıyoruz. Beden sıhhatimizden mali durumumuzatoplumdaki itibarımızdan dünyevî zevklerimize kadar her şeyi kendimize dert ediniyor ve bunları çözemeyince de üzülüyor rahatsız oluyoruz…

Niçin dünyanın üstünde gezeceğimize altına giriyor bize hizmet etmesi gereken eşyaya biz hizmetçi oluyoruz.

Bu halimiz ruhumuzu hayli yoruyor ve takatten düşürüyor. Bütün bu olup bitenlere karşı sabırla karşı koymayı da başaramıyoruz. Zira Üstat Bediüzzaman hazretlerinin o güzel teşhisiyle biz sabır kuvvetimizi maziye ve müstâkbele dağıtıyoruz; hâle karşı sabrımızda güç kalmıyor ve sonunda sıkıntıyaümitsizliğe düşüyoruz.

Bütün bunların kaynağına indiğimizde şu yanlışla karşılaşırız:

“Biz nefsin doymasıyla kalbin tatmin olmasını birbirine karıştırmışız.”

Yanlış yoldan giden yorulur. İşte bizi yoran sıkıntıya düşüren ve sonunda perişan eden bu büyük hatadır. Bundan döndüğümüz an huzur ve saadete yönelmiş olacağız.

Nefis şerle beslenir. Şer ise kalbi yaralar vicdanı rahatsız eder ve huzuru kaçırır. İşte bu fasit daire stresin ve huzursuzluğun önemli bir kaynağıdır. Bu çemberi aşamayanlar nefislerini besledikçe kalp ve vicdanlarında huzur melekesini kaybederler. Ve bunun çaresini yeniden nefsin tatmininde ararlar.

Sadece birkaç misâl:

Nefis cimrilikten yanadır. Para biriktirdikçe mutlu olacağını zanneder. Halbukikalp ve vicdan muhtaçları doyurmaktan zevk alırlar.

Nefis büyüklenmekten hoşlanır. Kalp ve ruhun rahatı ise tevazudaalçakgönüllü olmaktadır.

Nefis oyun ve eğlence düşkünüdür. Akıl ise çalışmayı ve gayreti emrederonunla rahat bulur.

Ve nihayet nefis fâni ve geçici eşyanın meftunudur. Kalp ise bekâya ebediyete aşıktır. İşte bütün huzursuzluklar bu çelişkilerin ürünüdür. Ve insan nefsini beslemekle değil kalbini tatmin ile saadet bulur.

Ve her türlü bunalım ve huzursuzluğun İlahî reçetesi:

“Bilesiniz ki kalpler ancak ALLAH’ın zikriyle mutmain olur (ALLAH’ı anmakla sükûnet bulur). (Ra’d Sûresi 28)

Maddî ve manevî nice rızıklara muhtaç olan insanoğlunun kalbini ancak ALLAH’ı zikir yâni Onu yâd etme Onu hatırlama tatmin edebilir. O halde insanOndan başka neyi yâd etse mahlûku yâd etmiş Ondan gayri neyi sevse fâniyi sevmiş olur. O ulvî kalp bu süflî eşya ile tatmin olmadığı içindir ki gafil insanı daima rahatsız eder. İşte can sıkıntısı huzursuzluk bunalım stres dediğimiz şeyler hep bu doymayan kalbin açlık feryatları ölüm çığlıklarıdır.

Bir gün dünya seni sıkarsa Rabbine dönüpte ‘Sıkıntım var’ deme. Sıkıntına dön ‘ benim Rabbim var’ de..!

Kalplerimizin sıkıldığı, ruhlarımızın daraldığı bu anlarda Ruhları sıkan ve daraltan Kâbid olan Allah, isterse Bâsit olan Allah ruhları bu sıkıntıdan kurtarır. Bunun için duaları kabul eden Mûcib olan Allah’a dua etmemiz gerekir.

 

İnşaallah bu dua ile sıkıntılarımızdan kurtuluruz. Allah bizi kalp sıkıntılarından korusun.

Sıkıntı Duası Arapça Orjinal Metin

Sıkıntı Duası Okunuşu

Yâ Vedûd ! Yâ Vedûd ! Yâ Vedûd ! Yâ ze’l-Arşi’l-Mecîd! Yâ Mubdiu, Yâ Muîdu! Yâ Fe’âlun limâ yurîd! Es’eluke bi nurî vechikellezi mele’e erkâne’ arşike ve es’eluke bi gudretikellezî kadderte bihâ alâ halkike ve bi rahmetikellezi vesi’te kulle şey’in lâ ilâhe illâ ente, Yâ Muğîsu eğîsnî, Ya Muğîsu eğîsnî, Ya Muğîsu eğîsnî

Sıkıntı Duası Türkçe Meali

Yâ Vedûd ! Yâ Vedûd ! Yâ Vedûd ! Ey yüce Arşın sahibi! Ey her şeyi hiçten yaratan Mubdi! Ey ölmüş yaratıkları yeniden yaratacak Muîd! Dilediğini yapabilen Allah’ım.

Arşının rükünlerini dolduran Zâtının nuru hürmetine, bütün yaratıklara gücünün yettiği kudretin ve her şeyi içine alan rahmetin hürmetine… Sana yalvarıyoruz… Senden başka ilah yoktur.

Ey imdad isteyenlerin yardımcısı !Bizim imdadımıza koş ! Ey zorda kalanlara yardım eden ! Bize yardım eyle.

RUH SIKINTISI İÇİN NE OKUMALI?

Mana büyükleri, ruh darlığı yaşayan kimselere şu dua ve sûreleri okumasını tavsiye ediyor:

  • (11 defa) Rabbi’ş-rahli sadrî (Rabbim gönül dünyama huzur, rahatlık ver.)
  • (7 defa) İnşirah Sûresi
  • (3 defa) Bismillah, tevekkeltü alallah, la havle ve la kuvvete illa billah. (Allah’a tevekkül ettim. Güç ve kuvvet sadece Allah’ın lütuf ve ihsanıyladır.)



Yorum Yapabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir